Ne renk yaÄŸ arzu edersiniz?
SPOR yapmayan bir toplumuz. Vakit bulamamak ise en büyük bahanemiz. Çocuklar, eÅŸ, iÅŸ, trafik, yeterince uyuyamama, bahanelerin başında yer alıyor.Sanki bir anda elinde sihirli deÄŸneÄŸiyle bir peri kızı belirip de çocuklara baksa, evdeki ve iÅŸteki yapılacakları halletse, gidilecek yerlere ışınlayarak gönderip trafik probleminden kurtarsa, günde 12 saat uyuyacak vakit yaratsa, diÄŸer bütün bahanelere de bir çözüm bulsa, bahane yaratanlar spor yapmaya baÅŸlayacak.Spor yapmak bir kültürdür ve zaman bulamama diye bir sebep asla o kültürü edinmiÅŸ bir insanı engelleyemez. O kültürse sadece çocuk yaÅŸlarda verilirse kalıcı olur. Sonradan sadece “Doktor dedi” diye, “Kıyafetleri hoÅŸ” diye, “Falanca yapıyor, benim neyim eksik” diye, “Belki azıcık zayıflarım” diye, “Belli kulüplere üye olup çevre edineyim” diye yapılan spor zevk vermediÄŸinden dolayı kısa ömürlü olur.Yapılsa da laf olsun diye uygulandığından ve hakkı verilmediÄŸinden zaten bir iÅŸe de yaramaz. Ondan sonra da entelektüel tartışmalarda bir çeÅŸit “hava atma” konusu olarak kalır: “Ben tenis oynarken…”, “Yoga yaptığım yıllarda…”, “Kaç yıldır dalmıyorum, ata binmiyorum” vs…Houston’a geldiÄŸimden bu yana günün temposuna ayak uydurabilmek için sabah saat 06.00′da kalkıp köpeklerimizi yürüyüşe çıkarıyorum. O saatte komÅŸularım çoktan köpeklerini yürütmüş, eve götürüp karınlarını doyurmuÅŸ, sabah koÅŸularını yapıyor oluyorlar. Bu insanların evlerinde 2-3 çocuÄŸu ve günde en az 8-10 saat çalıştıkları iÅŸleri var. öyle evlerinde yardımcıları falan da yok.Spor yapmanın verdiÄŸi enerjiyle gülerek “Günaydın” diyorlar. Ben de kafamda beliren “Sen niye sporu bıraktın, herkesten daha mı meÅŸgulsün?” diye soran sesimi bastırmak için kendi kendime baÅŸlıyorum bilindik bahaneleri saymaya…Dana-Farber Kanser AraÅŸtırma Enstitüsü bilim insanları, geçen hafta Nature isimli bilimsel dergide yayınladıkları bir makalede spor yapmanın insan vücudunda daha önce hiç bilinmeyen pozitif etkilerini açıkladılar. Proje yöneticisi Dr. Bruce Spiegelmen ÅŸeker hastalığı, obezite, kanser ve daha birçok yaygın hastalığın en büyük “düşmanının” spor olduÄŸunu artık moleküler düzeyde ispatladıklarını söyledi.AraÅŸtırma sonuçlarına göre, spor yapılırken kas hücrelerinden salınan ve “irisin” olarak isimlendirilen bir çeÅŸit hormon birçok hastalıkta ilaç olarak kullanılabilecek kadar etkin. Etki mekanizmaları çok çeÅŸitli ama en çok dikkati çeken mekanizması, obeziteye sebep olan birikmiÅŸ beyaz yaÄŸ dokusuna direkt etkisi.Spor sırasında irisin miktarı belirli bir düzeye ulaÅŸtıktan sonra gen düzeyinde deÄŸiÅŸimlere sebep olarak bu beyaz “kötü” yaÄŸ dokularını “iyi” kahverengi yaÄŸ dokusuna dönüştürüyor.Kahverengi yaÄŸ dokusunun iyiliÄŸi ise vücudun kaloriye ihtiyaç duyduÄŸunda kolayca yakılabilmesinden kaynaklanıyor.DoÄŸduÄŸumuzda vücudumuzda var olan bu kahverengi yaÄŸların eriÅŸkinliÄŸe dönüştükçe yerlerini beyaz yaÄŸlara bırakması birçok hastalığın ana sebeplerinden biri. AraÅŸtırmacılara göre vücutta kahverengi yaÄŸların artışıyla birçok hastalığı engellemek ve tedavi etmek mümkün olabilir.Bu araÅŸtırmayı duyduÄŸumda aklıma ilk gelen soru, “Acaba spor yapmadan dışarıdan izole edilmiÅŸ irisin enjeksiyonuyla da aynı etki saÄŸlanabilir mi?” oldu. Fakat öyle görünüyor ki bu sefer hazıra konma, spordan kaçış yolu yok. Çünkü deney hayvanlarında yapılan bir denemede dışarıdan irisin verildiÄŸinde etkinin çok zayıf ve kısa süreli olduÄŸunu görmüşler. Kas hücreleri ise hiç geliÅŸme göstermemiÅŸ. Tabii dışarıdan verilen irisinden kaynaklanabilecek yan etkiler de bilinmiyor. Kısacası, ya sık sık spor yaparak kahverengi yaÄŸ tabakanızı artırıp çeÅŸitli hastalıklardan kurtulacaksınız ya da bıngıl bıngıl beyaz yaÄŸlarınızla ve onun getirileri demeyelim de götürüleriyle mutlu olacaksınız.
Bugün peynir yedin mi?
Haberturk